Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Malazgirt Zaferi’nin 955. yıl dönümü dolayısıyla Malazgirt Meydan Muharebesi Tarihi Milli Parkı’nda düzenlenen kutlama programına katıldı.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve siyasi parti liderlerinin de katıldığı programda vatandaşlara hitap eden Erdoğan, Malazgirt Zaferi’nin yıl dönümü etkinlikleri kapsamında Ahlat’ta gerçekleştirdiği temaslara değindi.
Erdoğan, Ahlat’taki etkinlik alanını ziyaret ederek gençlerle bir araya geldiğini, ardından Cumhurbaşkanlığı Ahlat Külliyesi’nde Kabine Toplantısı’nın üçüncü kez gerçekleştirildiğini belirterek, “Şimdi de Malazgirt’teyiz” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından bazı satır başalrı şöyle:
Sevgili Muşlu kardeşlerim; Milliyetçi Hareket Partisi'nin Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli, siyasi partilerimizin saygıdeğer genel başkanları, Türkiye Yüzyılı'nın teminatı sevgili gençler, kıymetli hanım kardeşlerim; hepinizi en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Dün Anadolu’nun giriş kapısı ata şehrimiz Ahlat’taki etkinlik alanımızı ziyaret ederek gençlerimizle kucaklaştık.
Ardından Kabine toplantımızı Cumhurbaşkanlığı Ahlat Külliyemizde üçüncü kez gerçekleştirdik. Şimdi de Bizans’ın paslı kilidini iman anahtarıyla kırıp Anadolu’nun cümle kapısını açtığımız Malazgirt’te sizlerle beraberiz. Konuşmamın başında Malazgirt Zaferimizin 953'üncü yıl dönümü mübarek olsun diyorum.
Malazgirt’te hem dehasının hem de bileğinin kuvvetiyle bize bu aziz vatanın kapılarını açan Sultan Alparslan’ı, onun kutlu ve yiğit ordusunu, şehit ve gazilerimizin tamamını bugün bir kez daha kemal-i edeple yad ediyorum. Bu meydanı tıklım tıklım dolduran, buradan dünyaya çok güçlü bir birlik ve beraberlik mesajı veren siz kardeşlerime tek tek şükranlarımı sunuyorum.
Beyaz başörtüleriyle, beyaz leçekleriyle burayı adeta bir papatya bahçesine çeviren hanım kardeşlerime teşekkür ediyorum. Gelecekteki zaferlerimizin, istikbalde yazacağımız destanların müstakbel neferleri olarak gördüğüm genç kardeşlerime özellikle teşekkür ediyorum.
Tarihinize, ruh köklerinize, ecdadın mukaddes emanetine sahip çıktığınız için; Alparslan’ın ve gaza erlerinin o mübarek ruhlarını bugün bir kez daha şad ettiğiniz için; şu muhteşem kardeşlik tablosu için sizleri yürekten tebrik ediyorum. Rabbim sizleri korusun. Rabbim bu aziz millete, bu büyük devlete en güzel, en hayırlı hizmetleri yapmayı siz gençlerimize nasip eylesin.
Bugün aynı zamanda Anadolu’nun harim-i ismetine uzanan kirli elleri topraklarımızdan söküp atmak üzere başlattığımız Büyük Taarruz’un 102'nci sene-i devriyesini idrak ediyoruz. Bu vesileyle Millî Mücadele’de, bağımsızlığımız için bedel ödeyen şehit ve gazilerimize de Allah’tan rahmet niyaz ediyorum.
Şunu bilhassa ifade etmek isterim; sevgili gençler, biz Malazgirt’te ebedi yurt kıldığımız bu cennet vatanı tam 850 sene sonra işgalcilere karşı canımız pahasına savunmuş, bu uğurda can alıp can vermiş, istiklaline aşık bir milletiz.
"Vatan söz konusu olduğunda boyun eğmeyiz"
Devletimizin bekası, milletimizin varlığı, bayrağımızın göklerde gururla dalgalanması için anadan, yardan, serden geçmiş kahraman bir milletiz. Gerektiğinde her şeyden sarfınazar ederiz ama söz konusu vatanımız olduğunda, devletimizin ve milletimizin istikbali olduğunda kimseye boyun eğmeyiz. Tebrik ediyorum; sağ olun, var olun. İnşallah bundan sonra da başımız dik, alnımız ak bir şekilde, bükülmez bir bilekle, çelikten bir yürekle kıyamete kadar burada var olmaya, bu topraklarda özgürce yaşamaya devam edeceğiz.
Malazgirt’in önemi kendisinin başlı başına bir tarih olmasından kaynaklanır. Bayrak şairimiz merhum Arif Nihat Asya, burada yazılan o muhteşem destanı işte bu sözlerle ifade etmişti. Bakınız bundan tam 955 sene önce, 26 Ağustos 1071’de Sultan Alparslan ordusuyla birlikte cuma namazını eda etti. Ardından askerleriyle birlikte Cenab-ı Allah’a dualar etti. Dua bitince o yiğit Sultan ordusuna dönüp şunları söyledi: 'Daha ne zamana kadar biz azınlıkta, düşman çoğunlukta olduğu halde böyle bekleyeceğiz?
Ben bizzat Müslümanların minberlerde bizim için dualar ettikleri vakitte düşmanın üzerine atılmak istiyorum. Galip gelirsek ne ala, aksi takdirde şehit olarak cennete gideceğiz. Şu anda karşınızda ne emreden bir Sultan ne de emir alan bir asker vardır. Bugün ben de sizlerden biriyim, sizinle beraber kılıç sallayacağım.
Benimle gelmek isteyenler gelsin, istemeyenler geri dönsün.' Sözlerini bitirince 'Ölürsem kefenim olsun' diyerek giydiği beyaz elbisesi sırtında, okunu ve yayını aldı, atının kuyruğunu bağladı. Düşmana yaklaştığında atından inip yüzünü toprağa sürerek yine Rabbine dualar etti, niyazda bulundu. Sonra atına tekrar binerek kendisi önde, gazanferler yanında düşmanın üzerine ok gibi atıldı. Savaşın sonunda ordusuyla beraber Malazgirt’te tarihe geçen görkemli bir destan yazdı.
Sultan Alparslan muhteşem zaferiyle sadece Anadolu’nun kapılarını milletimize açmadı; Selahaddin Eyyubi ile Kudüs’e, Sultan Fatih ile İstanbul’a, Osmanlı Cihan Devleti ile üç kıtaya giden yolları da açtı. Mevlana ile, Yunus Emre ile, Hacı Bektaş-ı Veli ile, İdris-i Bitlisi ve Ahmed-i Hani ile gönüllere giden yolları da açtı. Anadolu’dan Balkanlar’a, Hicaz’dan Kuzey Afrika’ya, Adriyatik’ten ata yurdumuza giden yolları da açtı. Kilit diyoruz ya; işte o kilidi Sultan Alparslan ve ordusu açtı.
Merhum Fazıl Hüsnü Dağlarca bunu şöyle anlatıyor: 'Bağladı atının kuyruğunu, yaptı bir topuz / Ölümü ölüme doladı Alparslan / Sürdük atlarımızı üstüne, üç yüz binin atıldık / Sağlı sollu damar damar yarıldı gökyüzü / Alnından varırken Tanrısına bir şehit Gökçe yollu / Her gören taş kesildi ulu görkemimizden / Atlar dört başlı, işte yiğitler sekiz kollu.' Alparslan ve yiğitlerinin aziz ruhları şad olsun. Medeniyet coğrafyamızı ihya eden ecdadın ruhu şad olsun. Bin yıldır Şehitler Tepesi'ni boş bırakmayan cümle şühedanın ruhları şad olsun.
Tarihte bazı hakikatler vardır ki bunların tahrif edilmesi, yok sayılması, inkar edilmesi mümkün değildir. Bu gerçeklerden biri de şudur: Biz millet olarak ne zaman bir olduysak, birlik olduysak, sırt sırta, omuz omuza verdiysek, ne zaman birbirimize kenetlendiysek başarıdan başarıya, zaferden zafer koştuk.
955 yıl önce Malazgirt destanını unutmayın böyle yazdık. Çanakkale’de, Millî Mücadele’de, 15 Temmuz’da zorlukları böyle aştık. Bağımsızlığımıza kasteden tüm alçakları böyle bozguna uğrattık. Ama ne zaman ki tefrikaya kapıldık, birbirimizden uzaklaştık; işte o zaman çok ciddi tehlikeler yaşadık.
Şurayı özellikle vurgulamak istiyorum: Biz coğrafi olarak dikensiz bir gül bahçesinde yaşamıyoruz. Dünyanın stratejik olduğu kadar en zorlu bölgesinde tam bin yıldır şerefimizle, onurumuzla yaşamaya çalışıyoruz. Bu coğrafyada bizim güçlü olmaktan, bir ve beraber olmaktan başka hiçbir seçeneğimiz yoktur.
Sadece kendi hak ve hukukumuzu korumak için değil; yüzünü ülkemize çevirmiş milyonlarca kardeşimiz için de biz güçlü olmak zorundayız. Savunmadan diplomasiye, eğitimden ulaştırmaya, ekonomiden sağlığa tüm çabamız müessir ve müreffeh bir Türkiye’yi inşa etmek içindir. Bu uğurda elimizle birlikte gövdemizi de taşın altına koymuş durumdayız.
Millet olarak bizim çok eski bir geleneğimiz var. Bir sefere çıktığımız zaman, bir yola baş koyduğumuz, bir işe giriştiğimiz zaman atımızın kuyruğunu bağlarız. Bunu ne olursa olsun geri dönmeyeceğimizi, sonuna kadar gideceğimizi anlatmak için yaparız. İşte biz de Türkiye Yüzyılı’nı inşa etmek için atımızın kuyruğunu bağladık.
Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedeflerimizi gerçekleştirmek üzere atımızın kuyruğunu bağladık. İçinde bulunduğumuz coğrafyayı yeniden barış ve esenlik yurdu yapmak için atımızın kuyruğunu bağladık. Terör gibi ebedi kardeşliğimize vurulan hançerleri söküp atmak için atımızın kuyruğunu bağladık.
Dost düşman herkes şunu bilsin ve anlasın: Bölgemizde tarih yeniden yazılıyor. Türkiye; vicdanlı, ilkeli ve barışçıl politikalarıyla tarihe yön veriyor. Bunun önünü artık hiç kimse kesemez. Tahriklerle, tuzaklarla Türkiye’nin ve Türk milletinin kutlu yürüyüşünü durduracaklarını zannedenler hayal kırıklığına uğramaya mahkumdur. Biz ne doğru bildiğimiz yoldan saparız ne de birilerinin tahrikleriyle farklı yollara gireriz. Bugüne kadar olduğu gibi yolumuzdan dönmeyecek; azimle, sabırla ve elbette kararlılıkla ilerlemeye devam edeceğiz.
Mevla yolumuzu açık etsin diyorum. Bu düşüncelerle Malazgirt Zaferimizin 955. yıl dönümü bir kez daha mübarek olsun diyorum. Anadolu’yu bizlere vatan eyleyen şehit ve gazilerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Etkinliklere bu yıl 10. defa öncülük ederek gençlerimize tarih şuuru kazandıran Okçular Vakfımızı tebrik ediyorum. Programı teşrif eden siz kardeşlerime, tüm misafirlerimize yürekten teşekkür ediyorum."
Hibya Haber Ajansı
© Copyright 2026 soundhaber.com Tüm Hakları Saklıdır.
Web sitemiz Hibya Haber Ajansı Abonesidir.