Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ulusal ve uluslararası medya kuruluşlarının temsilcileriyle düzenlenen toplantıda gündemi değerlendirdi.
Bakan Fidan'ın konuşmasından bazı satır başları şu şekilde:
"İnsanlığın ortak vicdanında derin yaralar açan krizler, art arda yaşanmaya başladı. Bu durum karşısında devletlerin, mevcut ittifak ortaklarıyla ilişkilerini sorguladıklarını ve yapılar tesis etme arayışına girdiklerini gördük.
Çatışmalar, ekonomik dalgalanmalar ve teknolojik dönüşümler, ülkelerin önceliklerini, yeteneklerini ve stratejilerini gözden geçirmelerine sebep oldu. Öte yandan, sorumluluk ve irade sahibi ülkeler açısından diplomasi sorunların barışçıl çözümü yönünde yegane araç olarak öne çıktı.
Tüm bu sebeplerle 2025 senesi uluslararası sistemde kalıcı izler bırakan ve Türk dış politikası açısından son derece yoğun geçen bir yıl oldu.
Gazze’de yaşanan soykırım, uluslararası hukuk ve insani değerler bakımından 2025’in en ağır ve öncelikli gündem maddesini teşkil etti. Aynı zamanda uluslararası sistemin kapasitesinin test edildiği bir sınav niteliği taşıdı. Günümüzün küresel yönetişim modeli bu sınav karşısında sınıfta kaldı.
Türkiye olarak, dost ve kardeş ülkelerle soykırımın durdurulması ve ateşkesin sağlanması için büyük bir çaba gösterdik. Gelinen aşamada kırılgan ancak ümit vaat eden bir durumla karşı karşıyayız.
Önümüzdeki dönemde ateşkesin kalıcı barışa dönüşmesi, Gazze’nin yeniden imar edilmesi ve Filistinlilerin kendi devletlerinin çatısı altında barış ve huzur içerisinde yaşayabilmeleri amacıyla çalışmaya devam edeceğiz.
Ayrıca, Rusya-Ukrayna savaşı, transatlantik ilişkilerden Avrupa’nın kimliğine ve güvenlik mimarisine kadar pek çok konunun alışılagelmiş kalıplarının sorgulandığı tartışmaları da beraberinde getirdi.
Türkiye olarak diplomatik kanalları açık tutmak ve barışın tesisi yönünde adımlar atılmasını sağlamak için çok yoğun çaba gösterdik. 2026 yılında savaşın sona erdirilmesindeki gayretler, ideal çözüm ile gerçekçi çözüm arasındaki farkı kapatmaya odaklanacak. Avrupa güvenlik mimarisi bağlamında başlayan tartışmaların ise daha uzun yıllar ana gündem maddelerimizden birini teşkil edeceğini öngörmek mümkün.
Öte yandan, Suriye’nin içinden geçtiği büyük dönüşüm ve uluslararası topluma entegrasyonu 2025 yılının olumlu gelişmelerinden birini teşkil etti. Suriye konusunda bölge ülkelerin, Avrupalı devletlerin ve ABD’nin ortaya koyduğu yapıcı iradenin aynı kararlılıkla bu yıl da devam etmesini temenni ediyoruz.
SDG meselesi ise Suriye, Türkiye ve bölgemizin geri kalanı için bir sorun olmaya devam ediyor. İnşallah bu yıl bu sorun da çözülür. Türkiye olarak bu husustaki kararlı ve net politikamızı 2026 yılında da sürdüreceğiz.
Artık hiçbir ülke dış politikasını önceden belirlenmiş şablonlara göre yürütecek durumda değil çünkü belirsizlik artık daimi hala gelmiş durumdadır. Bugün uluslararası ortam, kuralların aşındığı, güç dengelerinin yeniden şekillendiği ve ancak vizyoner liderlerin yön verebileceği bir yapıya evrilmektedir.
Türkiye olarak kriz anlarında tavsiyesi aranan, arabulucuğu ve katkısı talep edilen bir konuma geldiysek bu hem devlet aklıdır hem de liderliğin uzun yıllara yayılan birikiminin sonucudur. Yeni yılda dış politika önceliklerimizi hassasiyetle takip etmeye devam edeceğiz. Bölgemiz için barış, istikrar ve refah üretmek önceliğimiz olmaya devam edecek.
Bizim baştan beri önem verdiğimiz konu; bölgesel istikrar ve güvenlik. Bölgemizde geçmişten bugüne evrilerek gelen çok sayıda sorunlar var. Bunlardan biri de İran’ın uzun yıllar maruz kaldığı yaptırım ve bölgedeki politik uyumsuzluklardır.
İran’ın dostu ve komşusu olarak görüşlerimizi çok net olarak paylaşıyoruz. Amerika’nın İran’a tekrardan saldırı olasılığı bizim tasvip ettiğimiz bir şey değil. Sorunların diyalogla çözülmesini istiyoruz. İran’da olacak geniş çaplı istikrarsızlığın, bölgenin kaldırma kapasitesinin çok üstünde olduğunu düşünüyorum. Onun için diplomatik çabalara devam edeceğiz. Amerika ile İran kendi arasında bu konuyu çözerler.
Dün Steve Witkoff’un ilanıyla Gazze’de ikinci aşamaya geçildiği duyuruldu. Sürecin ağır aksak da olsa ilerlemesi bizim memnun olduğumuz bir husus. İkinci aşamada Filistinli teknik komitenin Gazze’nin idaresini alması birinci öncelik taşıyor. Daha sonra Barış Kurulunun ilan edilmesi ve Kurul adına gündelik icraatı yönetecek yönetim kurulunun belirlenmesi ve çalışmaya başlaması sıralamasında gidecek bir işlem manzumesi var. Önümüzdeki birkaç hafta içerisinde bu organların hayata geçirileceği düşünüyoruz.
SDG konusunda bizim temennimiz bir an önce 10 Mart Mutabakatının uygulanarak ülkede istikrarın sağlanmasıdır.
Rusya ile Ukrayna arasında yapılacak olan barış sadece iki ülke arasında değil esas itibariyle Avrupa ile Rusya arasında olacak bir barış da olacak. Duruma bakıldığında Avrupa güvenliği, Ukrayna’nın güvenliğine bağlandı."
Hibya Haber Ajansı
© Copyright 2026 soundhaber.com Tüm Hakları Saklıdır.
Web sitemiz Hibya Haber Ajansı Abonesidir.